Köy Hakkında

1.              İĞDELİ KÖYÜNDEN ŞAHİN TATAR’DAN (ŞAHİN HOCA)

Köyümüz halkı Oğuzların (Türkmenlerin) Boz-Oklar Kolunun Avşar (Afşar) boyundandır.

Sarıoğlan ilçesine bağlı 6 tane ‘Avşar’’ köyü vardır.

a) Körkuyu,

b) Yelliburun,

c) iğdeli,

d) Karpınar,

e) Burunviran,

f) Kaleköy'dür.

Bu isimlerini yazmış olduğum köylere, çevre komşu köylerimiz: Kadılı, Ebulhayır, Kızılpınar, Karaözü gibi köyler bizlere Avşarlar veya Aşiretler derler. Özellikle şunu belirteyim Karaözü köyü bizim bu Avşar köylerine Aşiretler dediği gibi ‘Türkmenler’ diye söylerler.

1957 yılında Yelliburun Köyü ile Körkuyu köyleri birleşti, tek muhtarlık oldu ve ismi ‘YERLİKUYU’ köyü oldu.

Yukarı da ismini yazmış olduğum 6 Avşar köyüne 7 Bucak Avşarları deniliyor. Bu bucak Avşarlarından 6’sı burada 7’cisi yok. 7’nci obanın nereye gittiği bilinmiyor.  (Kaleköy den bir kısım aileler Çoruma yerleşti veya 7 nci oba da çoruma yerleşmiş olabilir. Doğrusunu bilenler lütfen düzeltsinler (EDİTÖR))

Bu köylere 7 Bucak Avşarları denmesinin nedeni:

7 Bucak Av şarları denen köylerimiz 1500 veya daha önceki yıllarda Halep yöresinde yaşayan Kuzey-Suriye Avşarlarının 3’ncü kolu olan Kut-Beyi oğulları Avşarındandır. Derlediğim kişilerden aldığım bilgilere göre;

1- Halep’in ‘Bucak’ denilen yerleşim yerinden geldiklerinden,

2- Asi ırmağının kıyısından geldiklerinden dolayı 7 Bucak Avşarları diyorlar. Bilindiği gibi nehir (ırmak) kıyılarına Bucak denir.

7 Bucak Avşarları , Halep dolaylarında ve Asi nehrinin çevresinde konar-göçer hayat geçirerek yaşamını sürdürürler. Geçimleri hayvancılıktır. Yazın Halep’in yüksek yayla yerlerinde, kışın ırmak kıyısında yaşamlarını sürdürürler.

7 Bucak Avşarları (Obaları) Alevi’dir. Bu 7 Obanın ‘Ebu Seyf’ isminde bir reisleri vardır. Bu reis yiğit, cesur bir kişi olmasına rağmen hoşgörülü, mütevazı ve komşularıyla iyi geçinen, kendine güvenilir bir kişidir.

Bu komşuluk ilişkileri Çaldıran Savaşından (1514) sonra sona erer, nedeni de; 7 Bucak Avşarları Alevi, diğerleri Sünni’dir. Çaldıran Savaşına kadar aralarından su sızmayan her iki Oğuz (Türkmen) Boyları mezhep ayrılığı nedeniyle bozuşurlar.

Faruk SÜMER’in Oğuzlar (Türkmenler) kitabında Avşarların Aleviliğe daha yakın görüşlü ve Aleviliği benimsemelerini, Avşarların reisi Nadir Şah’ın Uzun Hasan’a daha yakın olduğunu, ayrıca Kuzey Suriye Avşarlarının reisi Mansur Bey’in 1505 tarihinde Kızılbaş Tacını giyerek Aleviliği benimsediğini ve Aleviliği kabul ettiğini yazıyor. Bu nedenle 7 Oba Bucak Avşarları da diğer Avşar Obaları gibi Alevi’dirler.

Yavuz Sultan Selim Mısır seferine (Ridaniye Savaşı 1517) giderken yolu Halep’ten geçiyor. Kendilerini Yavuz Sultan Selim yanlısı seven Sünni Oğuzlar (Türkmenler), 7 Oba Bucak Avşarları Şah İsmail yanlısı ve Alevi olduklarını Yavuz Sultan Selim’e bildiriyorlar. Yavuz Selim şikayet edenlere ‘Siz hiç seslenmeyin, ben seferden döndükten sonra, o Bucak Avşarlarını imha ederim’ der.

Bu arada avlanmakta olan Bucak Avşarlarının reisi Ebu Seyf, Yavuz Sultan Selim’in ordularını görür ve obasından kırk (40) atlı kuşandırıp Yavuz Sultan Selim’in huzuruna varır. ‘Padişahım bizde Oğuzların (Türkmenlerin) Bozokların Avşar Boyundanız, emret kırk (40) atlımla ordunuza karışıp sefere (savaşa) gidelim’ dediyse de Yavuz Selim ‘Siz geri çadırlarınıza dönün benim askerim bana yeter’ der.

Bunun üzerine Ebu Seyf obalarını toplayarak ‘Yavuz Selim seferden dönüşte bizi imha eder, çünkü komşularımız bizi Şah İsmail yanlısı yani Alevi demişlerdir hemen Diyarı Rum’a (Anadolu’ya) gidelim’ der. 7 Oba Bucak Avşarları yerleşim yerlerinden ayrılırlar. (1517)

İşte çıkış o çıkış. Anadolu topraklarında uzun müddet konar göçer hayatı geçirirler. Hayvancılıkla geçimlerini sağlarlar. Yazın serin ve yayla yerlere kışın ise ılık yerlerde yaşamlarını sürdürürler. Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana-Kozan’da konar-göçer olarak uzun müddet kalırlar.

Yavuz Sultan Selim Ridaniye Seferinden (1517) döndükten sonra ne görsün 7 Bucak Av şarlar ı bulundukları yerlerde yok, hemen Yavuz Selim’e Avşarların Diyarı Rum’a (Anadolu’ya) kaçtığını söyleselerde bizim Avşarlar böylelikle ölümden kurtulmuş olurlar.

Osmanlıların eline Halifelik geçtikten sonra Anadolu’da mezhep ayrımı kendisini gösterir. 1517 yılından sonra Osmanlılar Alevi olan Oğuzlara (Türkmenlere) yaptıkları işkence kalmamıştır. Alevi toplumlarını yerlerinden kaçırıp kuş uçmaz, kervan geçmez yerlere, dağlara orman aralarına gitmelerini ve yerleşmelerini sağlamışlardır. Kendi anlayışlarına göre ‘fetva’ çıkartıp insanlığa yakışmayan kıyımlar yaptırıyorlar. Bilhassa Yavuz Sultan Selim döneminde Avşar Alevileri çoğunlukla Toros Dağlarına yerleşiyor.

Avşar Şairlerinden esas ismi Aşık Veli olan Dadaloğlu (1785-1868) bir şiirinde;

“Devlet vermiş hakkımızda fermanı, Ferman Padişahınsa dağlar bizimdir” der.

Bu şiirinde Aleviler hakkında verilen ‘fetvalar’ açıkça kendini hissettiriyor. Anadolu’nun verimli topraklarında yaşayan Aleviler, kuş uçmaz, kervan geçmez, verimsiz topraklara yerleşiyorlar. Batı Anadolu’daki Aleviler korkularında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine gidip yerleşiyorlar. Oradaki Şafi Kürtleriyle iyi geçinmek için Kürtçe’yi öğreniyorlar ve korku belası Kürtlüğü benimsiyorlar. Halbuki Alevinin Kürdü olmaz.

Orta Asyadaki Oğ uzların (Türkmenlerin) dini ‘Şamanizm’ di. Aleviler Şamanizm dininin örf ve geleneklerini bugüne dek sürdürüyorlar. Örneğin Kış yarısında (28 Ocak’ta) ‘Saya Gezme’ Hıdırellezde (6 Mayıs) Yoğurt Bayramı yapma vs. gibi.

Zaten Osmanlılar Halifeliği ellerine geçirdikten sonra (1517) yaşam tarzlarını Arapların örf ve adetlerine göre yönlendiriyorlar.

Gelelim bizim 7 bucak Av şarlarının durumuna: Yukarıda da belirttiğim gibi, bu 7 Oba Bucak Avşarları yaşamlarını Anadolunun ayrı ayrı yerlerinde sürdürüyorlar. Bugünkü yerleşim yerine 1700-1750 yılları arasında yerleşiyorlar.

Karaözü köyü bizim 7 Bucak Av şarlarından önce bugünkü yerleşim yerine yerleşiyorlar. Öğretmen Hüseyin ÖZTÜRK’ün ‘Karaözü Dergisindeki’ yazısına göre Karaözü Köyü’nün yerleşim tarihi 1600-1650 yılları arası.

NOT: Hüseyin ÖZTÜRK (Sivas Senatörü idi)

Bizim 7 Bucak Av şar Alevilerinin bugünkü yerine yerleşmelerinin nedeni ‘Karaözü’nün Alevi olmasında dolayıdır.'

Bucak Av şarlarında ilk önce gelen köy ‘Körkuyu’ ondan sonra sırası ile Yelliburun, Karpınar, Burunviran ve Kaleköy’dür. En son gelen köy İğdeli köyü’dür. Diğer köyler bugünkü yerlerine yerleştiklerinde İğdeli köyü, bugünkü Tuzhisar Kasabasına yakın ‘Kara Hıdırlı’ köyüne yerleşmişler. Çevresindeki komşu köylerin Sunni olduğu için, dirlik (geçim) vermemişlerdir. İğdeli köyüde, akrabaları olan 7 Bucak Avşarlarının yanına gelip ilk önceki yerine oturmuşlar. Bugün ‘Kara Hıdırlı’ köyünde İğdeli köyünün mezarlığı vardır. Karahıdırlılar bu mezarlığa ‘Kızılbaş mezarlığı' derler.

Yavuz Sultan Selim zamanı ndan 1923 yılına kadar süre gelen mezhep ayrımı Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. Alevi olan Avşarlar korkularından Sunnileşmişlerdir. Yalnız Aleviliği kaybetmeyen Avşanlar bizim buradaki 6 Oba Bucak Avşarıdır. (Obanın biri nerede ise bilinmiyor).

 

2.              Kaleköy’ünden Doğan  Doğan’dan   (Emekli Albay)

Aşireti  oluşturan  Kutlubey  soyundan gelen ( üçoklar ) Kutlubeyin  oğlu  Abuseyf ,  ikinci  oğlu  Bahri  bey, Bahri' nın oğlu  Hüseyin  Anteb'in  Bucak  Avşar'larından   gelerek  ikiye  bölünmüştür.

 Bir  bölümü  şimdiki  Pınarbaşı  dediğimiz  (eski adıyla Aziziye) bölgesine  yerleşmiş  ve Osmanlı'ların  baskı  ve  zulümlerinden  dolayı  asimile  edilerek  Sünnileştirilmiştir.

 Şimdiki   aşiretimizdeki  söz  konusu   köylerden  ilkini  teşkil  eden  Karpınar köyünü  bu  Bahri  Beyin  oğlu  Hüseyin

kurmuş  ve  zamanla  taraflarını  toplayarak  şimdiki  Aşiret   köylerini  oluşturmuştur.

Yani  Karpınar köyünün  ilk  kurucusu   Üçoklardan  Kutlu  Beyin  torunu  Bahri  Beyin  oğlu  Hüseyindir.

Karpınar köyü  için  adı geçen  aileler  yıllar sonra derleme ile gelip yerleşen göçebelerdir  : Örneğin  Hacıoğulları denilen aile  Mısırlı'lardır  ve  bunlar  kendilerine  lakap  alarak nereden geldikleri   bilinmemektedir.

Bunların  içinde  Orta  Asya' dan  göçüp  orta   Avrupa' ya  ve  oradan da  Bulgaristan' a  gelerek  soyları  tükenen  Avarlar' dır.

Onlardan dahi   Karpınar  köyünde  aileler  vardır. Yani ( Karpınar  köyünün kurucusu yukarıda yazılan şahsın kendisidir, Bahrioğulları ).

  Kalktı   göç   eyledi  Avşar  elleri  ağır  ağır   giden  göçler  bizimdir  diyen,  zamanın büyük  şaıri  ve  Osmanlı' ya  baş kaldıran  Dadaloğlu' da  Bahrioğlu  soyundandır.